Nemrut Dağı

O uzun yıllar süren derinliklerinde saklı olan, en büyük gizemlerden biriydi.

Ölümsüzlüğü hedeflemiş ama zamana yenik düşmüş bir Kral, eşi görülmemiş devasa boyutlarda heykeller, piramitleri bile gölgede bırakıyor. Öyle ki, yer altına uzanan devasa tünellerin sonu hala bulunamıyor. Tümü bir sır kalamayacak olan bir sır. Ve bu adamın soyunun Büyük İskender e dayandığı biliniyor. Hatta olmak üzere kimilerine göre ise Kuranda ismi geçen ve İbrahim Peygamber’ i ateşe attığı bilinen Kral Nemrut’a kadar uzanan bir soy ağacı var. O Nemrut dağının efendisi.

Bin sekiz yüzlü yılların sonun. Anadolu’yu karış, karış gezen dolaşan yabancı arkeologlar, iki bin yüz metredeki Nemrut dağının yüksek bölgelerinde, devasa boyutlarda heykeller ve garip yazılar ile karşılaştılar.

Burada böylesine bir yapının olmaması gerekirdi. Fakat incelediklerin de gördüler ki bu tapınak mezar, Mısır piramitlerin den daha karmaşık ve çözülmez bir yapıya sahipti. Ne anlama geldiği çok geç öğrenebilecek olan, on metre yüksekliğin deki başsız heykeller ve yanlarına özenle dizlmiş heykel kafaları. Daha da ilgi çekene ise bu yapının altında uzanan ve Nemrut dağının altına giden sonsuz uzunlukta yeraltı tünellerinde var Bu tünellerin burada gömülü olan Kralın mezarına gittiği düşünülüyor. Fakat yüzlerce yıldır, mezar bulunamadı.

Bu gizemli tapınak, aslında milattan önce altmış iki yılında Koma Gene Devletinin Kralı Antiokhos tarafından kendi mezarı olarak yaptırıldı. Amacı ise bir tanrı olarak sonsuz hayata devam edebilmekti.

Tarihi belgelere göre…

Tarihi belgeler göre, dağın tepesi işçiler tarafından tıraşlanarak bir hunu şekline döndürüldü. Yerin onlarca metre altında ki karışık tünel ağına Kralın bedeni yerleştirildi. Mısır piramitlerin deki Kral mezarları, kolay olmasa da uzun süren çalışmalar sonucun da, mutlaka bulunabilmiştir. Fakat bu tapınakta binlerce yıldır Romalı hazine avcılarının, hırsızların, hatta kırk farklı arkeologların çalışmasıyla bile çıkarılamadı. Orada bir yerlerde yattığı ve bu kadar iyi saklanmasının yanın da taşıdığı büyük sırlar yüzünden olduğu tahmin ediliyor

Bin dokuz yüzlü yıllara kadar dayanan bölge deki yerel halk Nemrut dağının lanetli olduğuna inandığı için oraya çıkmıyordu. Tapınakta bulunan ilk kazıyı yapan arkeoloğun hatıratın da, köylüler den define amacıyla buraya gelip, yeraltı tünellerine giren çok bir çok insanın dönüş yolunda yıldırım çarparak ölmesi ya da içeriden bir daha çıkamamış olmasından dolayı bölgenin lanetli olduğuna inanılıyor.

” Cümleleri ile özetlemiş” Fakat Nemrut dağının önemli bir bölümünün kazıldığı ve yıllardır da turizme açık olduğundan dolayı günümüz de böyle bir inanış kalmadı. Gariğ olanı ise böyle ücre bir alana bu devasa yapıların nasıl yapılmış olduğudur. Günümüz de dahi hiçbir akrabanın oraya benzinin yetmediği için, yolculuklar yayan ya da eşek ile yapılıyor. En yakın su kaynağı ise üç saatlik mesafe dedir. Gündüzleri kırk beş derece olan sıcaklık, gecelerin dondurucu seviyelere geliyor.

Gölgesin de dinlenmek için de tek bir ağaç dahi yok. Bugün bile bu kadar zor koşullara olan bir dağın, yüksek noktasına iki bin yıldan fazla bir zaman önce nasıl yapılabildiği, sekiz on tonluk taşların nasıl taşındığı sorusu hala tam olarak cevaplanamadı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*